Bazen çaresiz kalır insan olan , bir ışık arar peşinden koşacağı ama hep karanlıktır. göremez , ne tarafa çevirse gözlerini bulamaz hakikati. susar ,konuşmaz kaderine razı olmaya başla . buda geldiyse başıma çekerim arkadaş der ve bekler . umutsuz bekleyiş sonu gelmez yada öyle hisseder. bir dost arar kalbi
Aradığı tesellidir. açık bir kapıdır hiç düşünmeden gireceği . koşar hızla koşar. arkasına bakmadan . kaçar kalbinde saklı acılarıyla ,arkasında bıraktığı anılarıyla. nafile dostum , nafile nereye kaçarsan kaç senle gelir. söküp atamazsan kalbin , senle gelir silip atamazsan geçmişin .
Bir şarkı çalar yetmişlerden ezgisi sözleri kalbine işler . aradığın teselli dir sarkılarda bulurusun o teselliyi. dostun sözleri şarkılara işlemiştir sanki ve susar gözlerini kapatırsın . kendini şarkının ilhamına kaptırır uzaklaşır gidersin . boşver arkadaş boşver dersin .....
21 Aralık 2011 Çarşamba
KAPI ' NIN ARDINDA Kİ MELODİ
Etiketler:
boşver arkadaş.....
Artık duramam buralarda
Artık gidesim var bu topraklar dan
Neyim kaldı ki …
Artık gidesim var buralardan
Neyim kaldı ki beni bağlayan
Neyim kaldık i beni buralarda tutan
Bir umut vardı şuralarda
Ta şurada kalbimin ortasında..
Senin için atan kalbimin ortasında
Bekledim hep ben bekledim
Sende seversin diye bekledim
Bir umut vardı içimde
Onu besledim hep seni bekledim
Şimdi … onuda aldın götürdün
Kaçtın saklandın uzaklaştın
Bende hep uzaklaştın
Baktıkça seni hatırlarım
Senle kalsın İstanbul da
Tüm hatıralarım
Atık duramam buralarda
İstanbullarda sen olmadan yanımda…
Buğra Erdoğan
Etiketler:
Artık duramam buralarda
11 Aralık 2011 Pazar
KAPI'NIN ARDINDA Kİ
bazen sevmek değişmektir . bazen terk edilmek .bazen sevilmek . bazen sevdiğini söyleyememek .bazen de kaçmaktır . denersin herşeyi ,bir şans daha yakalamak için koşarsın ümitlerinin peşinden. olmaz her seferinde kırılır kalbin . ama asla yılmazsın kendine belki bir gün dersin teselli edersin kalbini.
gördüklerin ,yaşadıkların hep agır gelir kalbine istenmiyorsun demek. yapacağın pek birşey yoktur belki de. ama sen hala yılmazsın dayanmaya çalışırsın.
kaçarsın belki de sevmekten kaçarsın acı çekmekten kaçarsın. sevdiğin yanındayken seni umursamamasın dan kaçarsın. olmaz .... kaçamazsın hep peşinden gelir . seni bırakmaz . acı çekmeye mecbursun. çünkü aşk her ne olursa olsun ne kadar dayanabilirsen o zaman aşktır.
gördüklerin ,yaşadıkların hep agır gelir kalbine istenmiyorsun demek. yapacağın pek birşey yoktur belki de. ama sen hala yılmazsın dayanmaya çalışırsın.
kaçarsın belki de sevmekten kaçarsın acı çekmekten kaçarsın. sevdiğin yanındayken seni umursamamasın dan kaçarsın. olmaz .... kaçamazsın hep peşinden gelir . seni bırakmaz . acı çekmeye mecbursun. çünkü aşk her ne olursa olsun ne kadar dayanabilirsen o zaman aşktır.
6 Aralık 2011 Salı
masumiyet filmi ( yol bu !!! eğ başını yürü oğlum ...)
Masumiyet (1997)
Türk sinemasına başka pencereden ışık tuttuğu kabul gören Zeki Demirkubuz, seyirciye sunduğu 8 film ile hak ederek takdir toplamış bir yönetmen, senarist, yapımcı ve oyuncudur
1986 yılında Zeki Ökten’in asistanlığını yaparak sinemaya adım atmıştır. 1994 yılından itibaren “C Blok”, “Masumiyet”, “Üçüncü Sayfa”, “İtiraf”, “Yazgı”, “Bekleme Odası”, “Kader” ve “Kıskanmak” adlı 8 sinema filmine imza atarak Türkiye ve dünyada pek çok festivallerde ödül kazanır.
derdini seyirciye aktarmakta güçlük çekmeyen, sadece seyircilerin daha dikkat etmesi gereken sahnelere ve diyaloglara yer verir.
Gelelim Masumiyet’e… Yönetmen-senarist-yapımcı üçlemesinde Zeki Demirkubuz olan 105 dakikalık dramın başrollerinde Derya Alabora, Haluk Bilginer ve Güven Kıraç yer alır. 34. Altın Portakal Film Festivali’nde Halk Jürisi Avni Tolunay Ödülü, en iyi kadın oyuncu ödülü (Alabora) ve en iyi yardımcı erkek oyuncu (Bilginer) ödülü; 10. Ankara Film Festivali’nde en iyi kadın (Alabora) ve en iyi erkek oyuncu (Bilginer) ödülü; 11. Adana Altın Koza Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu (Alabora), en iyi erkek oyuncu (Bilginer), en iyi yönetmen ve en iyi kurgu ödüllerini almıştır.
Yusuf mahkumiyetinin ardından cezaevinden çıkar. Ablasını ziyaret etmek için İzmir’e gider fakat yaşadığı bir olayın tekrar su yüzüne çıkması nedeniyle oradan da ayrılmak zorunda kalır. Ucuz ve viran bir otele gider. Ne yapacak bir işi, ne de gidecek bir yeri vardır. Çaresizliğin dibine vurduğu sırada Bekir, Uğur ve çocukları Çilem ile tanışır. Bu aile Yusuf’u tekrardan hayata bağlarken, kaderini de değiştirir.
. Yaşananlar, yapılanlar, duygular açıktır, nettir. Çaresizliğin ve hatta ezikliğin içine gömülmüş Uğur, Bekir, Yusuf (ve hatta Çilem) 105 dakika boyunca sizi kendine çeker ve asla bırakmaz. Kullandıkları dil sokakta, çevrenizde ve belki sizin bile kullandığınız dille aynı sayılabilir. Bu yüzden gerçekçiliği üst seviyeye taşıyor. Anlamları ağır olan cümleler için ağdalı kelimeler yerine bu sokak ağzının tercih edilmesi ve karakterlere harika bir şekilde uyması izlenirliği keyifli hale getiriyor. Konu dram olsa da yaşananlar zaman zaman gerilime dahi sürüklüyor. Diğer yandan, asosyalliğin içinde kaybolmuş çaresiz insanların en büyük sosyallik aracı olarak televizyonu kullanması (özellikle Türk filmleri ve bu filmlere inanılıp sinirlenilmesi ya da mutlu olunması) (ki bu “Üçüncü Sayfa” filminde de çok yoğun sahnelenmiştir) size hiç tanıdık gelir mi? Buna en yakın ispat sayısız dizilerin peşinde fıldır fıldır dönen, yemek ve hatta uyku saatlerini bile dizilere göre ayarlayan bir çoğunluk olabilir mi? Kabullenmişliği bu kadar basite indirgeyen de bu sessiz çoğunluk değil midir zaten?
Demirkubuz, projelerinde detaylara oldukça önem veren, çaktırmadan semboller de yükleyen bir sanat adamıdır. Yusuf karakterinin otel odasındaki Yılmaz Güney posterleri, bir türlü kapanamayan kapı, karakter isimleri kafanızda çığ gibi büyüyebilir. Filmin adı da olan masumiyet her karakterde aranırken, tahmin edilenlerde var olup, diğerlerinde yok olur. Masum görünenler masum olmayanlarla birlikte kendi saflıklarını da kaybederler. Duygular, inançlar, hayranlıklar, nefretler süzgeçten tek tek geçer. Geriye kalan ise nedir???
Bu kadar başarılı bir anlatım ve aktarımda kostüm, mekan, dekor ve müziklerin etkisi büyük görünüyor. Ucuz ve harap otel, Uğur’un kostümleri, ojeleri, Yusuf’un sonuna kadar iliklediği gömlek, Bekir’in sakalı abartıdan uzak duruyor. Kadronun erkek ağırlıklı olması ise Demirkubuz projelerinde çok yabancı gelmeyecek bir özelliktir. Zamanla göz de alışıyor gönül de…
Haluk Bilginer’in devleştiği performansına bırakın şapka çıkarmayı, oturup tekrar tekrar izlemek için fırsat kollarsınız. Ekran karşısına mıh gibi saplar sizi. Derya Alabora ile olan pek çok sahnesinde ise birbirleriyle paslaşmaları o kadar başarılı ki Demirkubuz bu ikiliyi bir filmde bir araya getirdiği için alkışı ayrıca hak ediyor. Alabora ve Bilginer’in yanında Güven Kıraç arka planda görünse bile (ki aslında bir kesim de en başarılı oyuncu olarak Kıraç'ı görüyor) oldukça tatmin edici bir canlandırmayla şaşırtıyor.
Oyuncular
- Derya Alabora ~ Uğur
- Haluk Bilginer ~ Bekir
- Güven Kıraç ~ Yusuf
- Melis Tuna - Çilem
Yapımcı
- Zeki Demirkubuz
- Nihal Koldaş
Görüntü Yönetmeni
-Ali Utku
Kurgu
- Mevlüt Koçak
Yapım
- Mavi Filmcilik
Aldığı Ödüller
- ‘Halk Jurisi Avni Tolunay Ödülü’34. Antalya Altın Portakal Film Festivali
‘En İyi Kadın Oyuncu’ (Derya Alabora)
‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ (Haluk Bilginer)
- 10. Ankara Film Festivali
‘En İyi Kadın Oyuncu’ (Derya Alabora)
‘En İyi Erkek Oyuncu’ (Haluk Bilginer)
- 11. Adana Altın Koza Film Festivali
‘En İyi Kadın Oyuncu’ (Derya Alabora)
‘En İyi Erkek Oyuncu’ (Haluk Bilginer)
‘En İyi Yönetmen’ (Zeki Demirkubuz)
‘En İyi Kurgu' (Mevlüt Koçak)
Türk sinemasına başka pencereden ışık tuttuğu kabul gören Zeki Demirkubuz, seyirciye sunduğu 8 film ile hak ederek takdir toplamış bir yönetmen, senarist, yapımcı ve oyuncudur
1986 yılında Zeki Ökten’in asistanlığını yaparak sinemaya adım atmıştır. 1994 yılından itibaren “C Blok”, “Masumiyet”, “Üçüncü Sayfa”, “İtiraf”, “Yazgı”, “Bekleme Odası”, “Kader” ve “Kıskanmak” adlı 8 sinema filmine imza atarak Türkiye ve dünyada pek çok festivallerde ödül kazanır.
derdini seyirciye aktarmakta güçlük çekmeyen, sadece seyircilerin daha dikkat etmesi gereken sahnelere ve diyaloglara yer verir.
Gelelim Masumiyet’e… Yönetmen-senarist-yapımcı üçlemesinde Zeki Demirkubuz olan 105 dakikalık dramın başrollerinde Derya Alabora, Haluk Bilginer ve Güven Kıraç yer alır. 34. Altın Portakal Film Festivali’nde Halk Jürisi Avni Tolunay Ödülü, en iyi kadın oyuncu ödülü (Alabora) ve en iyi yardımcı erkek oyuncu (Bilginer) ödülü; 10. Ankara Film Festivali’nde en iyi kadın (Alabora) ve en iyi erkek oyuncu (Bilginer) ödülü; 11. Adana Altın Koza Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu (Alabora), en iyi erkek oyuncu (Bilginer), en iyi yönetmen ve en iyi kurgu ödüllerini almıştır.
Yusuf mahkumiyetinin ardından cezaevinden çıkar. Ablasını ziyaret etmek için İzmir’e gider fakat yaşadığı bir olayın tekrar su yüzüne çıkması nedeniyle oradan da ayrılmak zorunda kalır. Ucuz ve viran bir otele gider. Ne yapacak bir işi, ne de gidecek bir yeri vardır. Çaresizliğin dibine vurduğu sırada Bekir, Uğur ve çocukları Çilem ile tanışır. Bu aile Yusuf’u tekrardan hayata bağlarken, kaderini de değiştirir.
. Yaşananlar, yapılanlar, duygular açıktır, nettir. Çaresizliğin ve hatta ezikliğin içine gömülmüş Uğur, Bekir, Yusuf (ve hatta Çilem) 105 dakika boyunca sizi kendine çeker ve asla bırakmaz. Kullandıkları dil sokakta, çevrenizde ve belki sizin bile kullandığınız dille aynı sayılabilir. Bu yüzden gerçekçiliği üst seviyeye taşıyor. Anlamları ağır olan cümleler için ağdalı kelimeler yerine bu sokak ağzının tercih edilmesi ve karakterlere harika bir şekilde uyması izlenirliği keyifli hale getiriyor. Konu dram olsa da yaşananlar zaman zaman gerilime dahi sürüklüyor. Diğer yandan, asosyalliğin içinde kaybolmuş çaresiz insanların en büyük sosyallik aracı olarak televizyonu kullanması (özellikle Türk filmleri ve bu filmlere inanılıp sinirlenilmesi ya da mutlu olunması) (ki bu “Üçüncü Sayfa” filminde de çok yoğun sahnelenmiştir) size hiç tanıdık gelir mi? Buna en yakın ispat sayısız dizilerin peşinde fıldır fıldır dönen, yemek ve hatta uyku saatlerini bile dizilere göre ayarlayan bir çoğunluk olabilir mi? Kabullenmişliği bu kadar basite indirgeyen de bu sessiz çoğunluk değil midir zaten?
Demirkubuz, projelerinde detaylara oldukça önem veren, çaktırmadan semboller de yükleyen bir sanat adamıdır. Yusuf karakterinin otel odasındaki Yılmaz Güney posterleri, bir türlü kapanamayan kapı, karakter isimleri kafanızda çığ gibi büyüyebilir. Filmin adı da olan masumiyet her karakterde aranırken, tahmin edilenlerde var olup, diğerlerinde yok olur. Masum görünenler masum olmayanlarla birlikte kendi saflıklarını da kaybederler. Duygular, inançlar, hayranlıklar, nefretler süzgeçten tek tek geçer. Geriye kalan ise nedir???
Bu kadar başarılı bir anlatım ve aktarımda kostüm, mekan, dekor ve müziklerin etkisi büyük görünüyor. Ucuz ve harap otel, Uğur’un kostümleri, ojeleri, Yusuf’un sonuna kadar iliklediği gömlek, Bekir’in sakalı abartıdan uzak duruyor. Kadronun erkek ağırlıklı olması ise Demirkubuz projelerinde çok yabancı gelmeyecek bir özelliktir. Zamanla göz de alışıyor gönül de…
Haluk Bilginer’in devleştiği performansına bırakın şapka çıkarmayı, oturup tekrar tekrar izlemek için fırsat kollarsınız. Ekran karşısına mıh gibi saplar sizi. Derya Alabora ile olan pek çok sahnesinde ise birbirleriyle paslaşmaları o kadar başarılı ki Demirkubuz bu ikiliyi bir filmde bir araya getirdiği için alkışı ayrıca hak ediyor. Alabora ve Bilginer’in yanında Güven Kıraç arka planda görünse bile (ki aslında bir kesim de en başarılı oyuncu olarak Kıraç'ı görüyor) oldukça tatmin edici bir canlandırmayla şaşırtıyor.
Oyuncular
- Derya Alabora ~ Uğur
- Haluk Bilginer ~ Bekir
- Güven Kıraç ~ Yusuf
- Melis Tuna - Çilem
Yapımcı
- Zeki Demirkubuz
- Nihal Koldaş
Görüntü Yönetmeni
-Ali Utku
Kurgu
- Mevlüt Koçak
Yapım
- Mavi Filmcilik
Aldığı Ödüller
- ‘Halk Jurisi Avni Tolunay Ödülü’34. Antalya Altın Portakal Film Festivali
‘En İyi Kadın Oyuncu’ (Derya Alabora)‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ (Haluk Bilginer)
- 10. Ankara Film Festivali
‘En İyi Kadın Oyuncu’ (Derya Alabora)
‘En İyi Erkek Oyuncu’ (Haluk Bilginer)
- 11. Adana Altın Koza Film Festivali
‘En İyi Kadın Oyuncu’ (Derya Alabora)
‘En İyi Erkek Oyuncu’ (Haluk Bilginer)
‘En İyi Yönetmen’ (Zeki Demirkubuz)
‘En İyi Kurgu' (Mevlüt Koçak)
Boş ver gitsin
Boş ver gitsin
İstanbul bu gece kahretmiş tüm acıları
Ağlayan gözlerdeki yaşları
Geçmişte ki umutları
Silip silip kahretmişBen üzülmem ben ağlamam boş ver gitsin
Kederleri acıları gözlerdeki şu yaşları
Unut gitsin terkeden o kaltağı unut gitsin
İstanbul çeksin tüm acıları
Sokak sokak gezmek varken
Arkadaşlarla coşmak varken
Yudum yudum içip sarhoş olmak varken
Bırak İstanbul çeksin acıları
Ben üzülmem ben ağlamam boş ver gitsin
Yanlızlığı umutsuzluğu beynin deki soruları
Terkedip giden arkadaşları unut gitsin
İstanbul çeksin acıları
Yeni yeni arkadaşlar bulmak varken
Başka hayatlar kurmak varken
Çılgınlarca eğlenmek varken
Bırak İstanbul çeksin acıları
Ben üzülmem ben ağlamam bana ne ben bunlardan hiç anlamam
Boş ver gitsin ben neden çekeyim bırak istanbul çeksin acıları
19 Kasım 2011 Cumartesi
güle çıktım gülmedim . gülden düştüm ölmedim
Karanlığın içinde seçti kader denen yazgısını . sabah çıktı yollara martı nağralarıyla yol uzun ,hava soğuk . ürpertir her yanı esrarengiz sis .durakta bekleyen kadın titrek vücuduyla , havanın soğuğunu içine çeker ısıtır. Isıtır ki bir zerre katkısı olur şu hayata kahrını çekse de , söylense de . şikayet etmekte bulanlardan şerfem. Karmaşa var soytarı saraydan kaçmış . gülmem hayır gülemem buna müsaade etmezler .nağmededir keramet .güle çıktım gülmedim ki gülden düşüp te ölmeyim . güzel sende gezmezsin yaptı şerfem yaptı yapacağını . sen yaktın beni sefa imiş bilmedim .
Dost aramakla bulunmazmış yar ilinde . söz söylemez sadece dinlemekle yetinir. kanun olmuş dünyaya , ya uyarsın yada uydururlar. Kabul etmek aykırı gelmemek doğaya. Tezgahtar nefer efendi okur hariçten gazelini duymaz dünya sesini .kafasına göre dinler hayatı olaylara gözlem duyar sadece .pencere si parmaklı şerfem elma yanaklı . istedim de vermedi şerfem sen yaktın beni kızın çok mu kıymetli . ben yaşar mıyım hep ayrı ? az ötede var bahçe o bahçede var limon o limonu ben almam . nereye gidiyorsun sen güzel şerfem sen yaktın beni ben olsam ayrılamam. Bir mendilde astın beni.
Öyküsü dür şerfem in kaderi yazmak la tükenmez macerası kederi. Dil hakimiyetini kaybederse kalem al eline karala beyaz sayfaları . uzun olmasın sevdan . içinde isyan barındır masın . sıradan olsun sen sev o sevsin leyla ile mecnun tarih olsun. Hayatı yaşamak zor gelir dünyaya vardır çıkaracak bir dersi hatta ve katta . senin çabala şerfem seni duyurur elaleme koca karı …
2 Kasım 2011 Çarşamba
Yok Abi Yok dıt dıt dıt dıııııııııııııııtt !!!!
Tatil ,tatiller, yol, zaman ,araç bunlar hep benim korkulu rüyam olmak zorunda mı ? ne zaman tatil olsa plan yapamam . tatil zamanını da ayarlayamam ya gerçi . bir de şu yol meselesi yok mu adamı çileden çıkarıyor.uçak mı ? hayır çok yüksek ücretler . zamanından önce alırsan belki. ama diyorum ya ben hiç tatil zamanlarını belirleyemedim plan yapamadım uçak bileti bana göre değil . peki tren ? çok zor iki tane tren le bu iş olmaz . zaten gemi seyahati en fazla idoyla yapılıyor . kaldık mı otobüse . işte olay burada filmlere konu olacak hal alıyor.
Bizim çocuk otobüs biletini son güne bırakır ve bilet bulmak için girişimlere başlar . -Alo abi bilet var mı ? - yok dıt dıt dııııt . alo alo alo alo ..........
bilet bilet ya ama ...... - abi ek sefer . - ya git kardeşim seninle mi uğraşacağız . - senin hedef kitlen kim be adam diye sormak istiyorum ama içimden küfür etmekten başka bir yolu yok. sonradan hastane dahiliye bölümü benim tatil yapacağım mekan olabilir .bu adamlar insanlık dışı varlıklar gibi hal ve hareketlere bürünmüşler .
-alo anne ben gelemeyeceğim ve hüzünlü son ....
anlam veremediğim bu kadar insan aynı anda aynı yere mi gidiyor . yoksa tatil zamanlarında yolcu araçlarının sayısını mı azaltıyorlar . ve ben neden hep tatillerde bilet bulmakta zorlanıyorum . bir ilgiliye mi seslensem ne yapsam . eylem mi yapsak !!! sokaklara mı dökülsek ? kampanyalar mı başlatsak ? bir çözüm bulmak lazım . birde şu otobüs firma çalışanlarına adab-ı muaşeret ten bahsetseler ne güzel olacak .
Bizim çocuk otobüs biletini son güne bırakır ve bilet bulmak için girişimlere başlar . -Alo abi bilet var mı ? - yok dıt dıt dııııt . alo alo alo alo ..........
bilet bilet ya ama ...... - abi ek sefer . - ya git kardeşim seninle mi uğraşacağız . - senin hedef kitlen kim be adam diye sormak istiyorum ama içimden küfür etmekten başka bir yolu yok. sonradan hastane dahiliye bölümü benim tatil yapacağım mekan olabilir .bu adamlar insanlık dışı varlıklar gibi hal ve hareketlere bürünmüşler .
-alo anne ben gelemeyeceğim ve hüzünlü son ....
anlam veremediğim bu kadar insan aynı anda aynı yere mi gidiyor . yoksa tatil zamanlarında yolcu araçlarının sayısını mı azaltıyorlar . ve ben neden hep tatillerde bilet bulmakta zorlanıyorum . bir ilgiliye mi seslensem ne yapsam . eylem mi yapsak !!! sokaklara mı dökülsek ? kampanyalar mı başlatsak ? bir çözüm bulmak lazım . birde şu otobüs firma çalışanlarına adab-ı muaşeret ten bahsetseler ne güzel olacak .
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










